ölü üzerine ağlamak ölüye azap çektirir mi?

“Ölü, ailesinin üzerine, ağlama-sıyla azap çeker(hds)” kimse başkasının yükünü taşımaz(en’am:64) durum zıt gibi?Yukarda bahsettiğiniz hadis kesinlikle sahihtir ve şahinliği üzerinde de ittifak edilmiştir. Buharı ve Müslim bu hadisi İbn Ömer’den şu ifadeleriyle nakletmişlerdir. Buharı, Ahmet b. Hanbel ve Tirmizi: Muğire’den şu ifadelerle rivayet etmişlerdir. Kim Ölünün üzerine feryadı figan ederse onun feryadıyla ölü azap çeker. Suyuti bu konudaki hadisler mutevatirdir. Sıhhati üzerinde ileri geri konuşmanın bir anlamı yoktur, demiştir. Eskiden beri bir çok alim bunun üzerinde durmuş ve bir çok te’viller yapmışlardır. Hafız İbn Hacer ‘Fethu’l Bari1 adlı kitabında bu tevilleri nakletmiştir:1- Ölü, ailesinin kendisi üzerine sızlanıp ağlamalarım duyunca acı çeker. Bilindiği gibi ölü kabirde ailesinden, yakınlarından ve onların yaptıklarından tamamen habersiz değildir. Hafız şöyle der: “Bu, mutekaddim alimlerden olan Ebu Cafer et-Taberi’nin tercihidir. İbn Murabıt, îyaz ve kendisine tabi olanlar da bunu tercih etmişlerdir. İbn-i Teymiyye ve muteahhirinden olan bir cemaat de aynı görüştedirler.2-Hadiste geçen ‘Azab’ın manası meleklerin ölüyü, ailesinin kendisine yaptığından dolayı kınaması anlamındadır.3-Buharinin tercih edip de kesin olarak hükmünü koyduğu görüşü şudur; Hadiste kastedilen ağlamaktan maksat; her ağlamak değil de sadece üzerine ağıt yakılanlar feryadı figan edilenlerdir. Ölüden maksat ise; her ölen kişi değildir. Hadiste kastedilmek istenen ölü, hayatta iken aynı şeyleri kendileri de yapanlardır. Bu davranışlarıyla ailelerine kötü bir örnek oluyorlardı. Onlar hayatta iken bu tür şeyler yapmayı adet edinmişlerdi.

HER ŞEY YARATILDIYSA ALLAH’I KİM YARATTI ?

Bu soru,Determiniz – indetermizim konusudur.başka deyişle felsefi bir sorudur.her şeyin bir sebebi vardır,derler.yanlız biyere kadar sebeplerin olması aklen mümkünken biyerden sonra sebeplerin devam edemeyeceği de her aklı selimin anlayacağı bir gerçektir.misal vermek gerekirse ben varım çünkü annem babam var.Babamın varlığı da onun anne babasına bağlıydı,bu şekilde zincir geriye doğru gider taki aklın duracağı yere kadar.akıl nerde duruyor?’’iyi de ilk insan nasıl var oldu?’’darwine göre maymundan geliyor olsak da ilk maymun nasıl var oldu?gerçi darwin’in tüm tezi çürütülmüştür.bir şeyin kendiliğinden var olması muhal(imkansız) odluğuna göre mecburen bir var edici olmalı!felsefe ve mantık bilgini olan farabi’nin vacibul vucud,mümkünül vucud keşfi bu konuya aydınlık getirmektedir.varlık,var oluşu bakımından iki kısımdır.varlığı vacip(gerekli) olan,valığı mümkün olan.varlığı mümkün olanın,yokluğu da mümkündür.nitekim insanlar doğunca var,ölünce yok olmaktadırlar.oysa vacibul vucud(bir yaratıcının gerekliliği) ise süreksiz(çoğu yazar gibi ‘’sürekli’’kelimesini allah’a kullansak,onu zamana bağlı kılmış oluruz ki Allah zamandan da münezzehtir.) var olandır.eğer böyle olmasaydı bizlerin varlığımızın mümkün olması muhal olurdu.ayrıca varlığı vacip olanın ‘’varlığı vacip değildir(alem bir yaratıcıya muhtaç deildir)’’ dedimizde akıl hemen bu yargıyı red eder çünkü onun var olması için illet vardır ki o da var olanların varlığıdır.aslen bizler olmasak da o vardır ama onu bilmemiz varlığımızla mümkündür.

Varlığı mümkün olanların şeylerin sonsuza dek sürüp gitmesi mantığa aykırıdır çünkü bunlar bir şarta bağlıdır(teselsüle cevaptır)

EFSUNKAR

dünyanın 6 günde yaratılması allah’ın acizliğini gösterir mi?

‘’Rabbiniz o Allah’dır ki, gökleri ve yeri altı günde yarattı.(Yunus:3)’’

Hiç şüphe yok ki ayette geçen günler ile bizim bildiğimiz günler aynı değildir. Bizim günlerimiz yirmi dört saatten ve göklerle yerlerin yaratılmasının neticesinde gece ve gündüzün meydana gelmesiyle beraber ortaya çıktı. Yerkürenin ve gökyüzünün yaratılmasında bu günler esas olarak alınamazlar.nitekim buna işareten Allah Teala şöyle buyuruyor’’ Rabbin indindeki bir gün, sizin sayacaklarınızdan bin yıl gibidir.(Hac:47)’’ Belki de altı günde yaratmasının hikmeti; kullarının bu yaratmadan, aceleciliği terkedip ağırbaşlılıkla hareket etme dersini çıkarmalarını istemesi olabilir. Bundan dolayı yavaş davranmanın Rahman’dan, aceleci davranmanın ise şeytandan olduğu söylenmiştir(Prof.Dr. Yusuf El Kardavi )