Dini Yazı Mı Yazacaksın ?

Dini yazı yazmak zannedildiğinden daha zor olmalıdır çünkü sorumluluk doğurur. Öncelikle yazınız bir hüküm içerecekse ,dayanağı olmalıdır. Dayanak da ya delil olur ya da kaynak olur.Dayanak tek başına yeterli olmaz.Dini yazı yazacakların alt yapısının da olması gerekir.Bu alt yapı Kur’an ve hadisle ilgili olarak bir kaç maddeyi kapsayacaktır ;

1.     Müctehit olmadığımızı aklından bir an bile çıkarmamak! (google: müctehid olmanın şartları)
2.     Kur’an’ın tamamına hakim olmak (En azından yazılacak konu ile ilgili tüm ayetleri bilmek)
3.     Hadislerden haberdar olmak (En azından yazılacak konu ile ilgili hadislerin çoğunu bilmek)
4.     Müşkilül Ayat’tan haberdar olmak
5.     Ayetlerin delaleti (Ayeti delil diye kullanıyoruz ama acaba konumuzla ilgili mi ?Meale bakmak bu kararı vermeye yeterli midir ?)
6.     Nüzül sebeplerini bilmek (Konumuzdaki ayetin nüzül sebebini bilmek daima fayda verir.)
7.     Müfessirler arasındaki ihtilaflı konulara hakim olmak (Yazdığımız meal hatalı olabilir.)
8.     Usulu tefsir ilmine hakim olmak (Kur’an’ı anlamanın alt yapısı bu ilimle kardeştir.)
9.     Hadisin mensuh olup olmayışı
10.     Hadisin sıhhati
11.     Hadisin türü
12.     Hadisin delaleti
13.     Hadisleri kavrayış-vurudul hadis

Delil nedir ?

Cevap : Bildirilen hükmün dayanağıdır .Lugatta ’’bir işi (veya hâli, vaziyeti, durumu) gösteren, ona delâlet eden, ona irşatta bulunan her şeydir.(rehber ve kılavuz)’’ Usulcülerin ıstılahında (teriminde) ise delil “üzerine sıhhatli bir şekilde düşünerek, haber cinsinden arzu edilene (dini hükme) ulaşmayı mümkün kılan şeydir.” (Prof. Dr. Abdulkerim Zeydân,el Veciz,fi usululil fıkh ,s.147, Müessese tür’risale,7.Baskı,2000,Beyrut-Lübnan)
Delil hakkındaki tanıma dikkat edildiyse ’’ Dini hükme ulaşmayı mümkün kılan’’ Denildi,yani ’’Kur’an’’ denilmedi.Bunun sebebi de bazılarının zannettiğinin aksine tek delilin Kur’an olmayışıdır.Delilin lugat ve terim anlamını kavradıktan sonra kısımlarına farklı ayrımlar ile bakalım ;

a-Akli ve nakli oluşuna göre ;

1-Nakli deliller : Kitap,Sünnet,İcma,şer’u men kablena,Sahabi kavli
2-Akli deliller : Kıyas,İstihsan,istishab,mesalih-i mürsele,sedd-i zerai’

b-Asli ve fer’i oluşlarına göre ;

1-Asli : Kitap , Sünnet,İcma,Kıyas.Kitap ve sünnetin delil olmasında alimler arası ihtilaf yoktur.Diğer asli delillerde ise alimlerin çoğunluğunun ittifakı söz konusudur.
2-Fer’i – Tali : istihsan, mesâlih-i mürsele, örf ve adet, sedd-i zerâi’, istıshab, sahabî kavli ,ser’u men kablenâ.Bu deliller ise alimler arası tartışmalıdır.Tartışmalı olmaları ,bu delilleri mundar etmez!

Deliller arasında öncelik sırası vardır.Bu sıra şöyledir :
1. Kitap (Kur’an-ı Kerim)
2. Sünnet
3. İcmâ
4. Kıyas
5. Diğer Deliller

Kur’andan hüküm ararken,tüm âyetler dikkate alınarak,hadislerden de yararlanarak hüküm bulunur.Örneğin sadece şu âyeti (nüzül sebebine bakmaksızın) baz alsak,şefaat yok,demeliyiz. “Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz. Onlara yardım da edilmez..”(Bakara : 48)

Görüldüğü üzere ayet direk şefaatin var olmadığını ifade etmiştir.Daha geniş bakalım ;

A- Şefaat yok diyen ayetler :

Müddessir: 48 : فَمَا تَنْفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعٖينَ
’’Artık şefaatçilerin şefaati onlara fayda vermez.’’
Kasıt :”Şefaatçilerin şefaati inkarcılara fayda vermez.” (İzahul Kur’ân bil Kur’an,1.Baskı,8.Cilt,ilgili ayet,Darul Fikr,1995)

A’râf: 53 : فَهَلْ لَنَا مِنْ شُفَعَاءَ فَيَشْفَعُوا لَنَا
’’…bizim için şefaatçılar var mı ki bize şefaat etseler…’’
Kast edilen müşriklerdir.Bakınız : Taberi tefsiri,İbn Kesir tefsiri…

Yâsîn: 23 : لَا تُغْنِ عَنّٖى شَفَاعَتُهُمْ شَيْپًا وَلَا يُنْقِذُونِ
’’…onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar.’’
Kasıt :”Putların şefaati fayda vermez.” (İzahul Kur’ân bil Kur’an,1.Baskı,8.Cilt,ilgili ayet,Darul Fikr,1995)

* Şaffatin olmadığını belirten diğer ayetlerde de müminler kast edilmemiştir.Daha geniş bilgi için esbabunnuzul kitaplarına bakılabilir.

B- Şefaat var diyen ayetler :

لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِنْدَ الرَّحْمٰنِ عَهْدًا

Rahmân’ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. Meryem suresi 87. ayet

يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِىَ لَهُ قَوْلًا
O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. Taha suresi 109. ayet

وَلَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُ اِلَّا لِمَنْ اَذِنَ لَهُ حَتّٰى اِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَا قَالَ رَبُّكُمْ قَالُوا الْحَقَّ وَهُوَ الْعَلِىُّ الْكَبٖيرُ
Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür. Sebe suresi 23. ayet

وَلَا يَمْلِكُ الَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ اِلَّا مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

O’nu bırakıp taptıkları şeyler şefaat edemezler. Ancak bilerek hakka şâhitlik edenler şefaat edebilirler. Zuhruf suresi 86. ayet

مَنْ ذَا الَّذٖى يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلَّا بِاِذْنِهٖ
’’…İzni olmaksızın O’nun katında şefaatte bulunacak kimdir?…’’ Bakara suresi 255. ayet

وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِى السَّمٰوَاتِ لَا تُغْنٖى شَفَاعَتُهُمْ شَيْپًا اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَاْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَرْضٰى

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar. Necm suresi 26. ayet

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدٖيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلَا يَشْفَعُونَ اِلَّا لِمَنِ ارْتَضٰى وَهُمْ مِنْ خَشْيَتِهٖ مُشْفِقُونَ

Allah, onların önlerindekini de arkalarındakini de (yaptıklarını da yapacaklarını da) bilir. Onlar, O’nun razı olduğu kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi O’nun korkusuyla titrerler. Enbiya suresi 28. ayet

Şimdi ayetlerin geneline hakim olmayan birisi , ’’A’’ maddesindeki ayetleri okusa şefaatin var olmadığını düşünür.Bu yüzden kitabımızın geneline hakim olmak son derece önemlidir.

Ayrıca ayet dolayısıyla mealde anlatılan şey,bizzat belagat (edebi sanatlar) içeriyor olabilir ve bizler Arap edebiyatı bilmiyorsak,yanlış anlayabiliriz ve yanlış anladığımız bilgi ile hareket edersek dine aykırı fiiller meydana gelebilir.Örnek : “Ziynetlerini teşhir etmesinler.”(Nur : 31) bu meali gören,burada yasaklanan ziynet yani süs eşyasıdır,diyebilir ve dolayısıyla baş örtüsü şart değil amaç takıları saklamaktır ve takı takmazsak başımızı örtmemize ihtiyaç yoktur,manası çıkar.Oysa mecaz-ı mürsel sanatını bilen birisi “ziynetlerini teşhir etmesinler.” Ayette kast edilen ziynet yerleridir,diyebilir ve manayı doğru algılar.
………………………..
Meallerde geçen,suça ceza yaptırımı bizzat devlet tarafından istenmektedir.Mesela “zina eden erkeğe de kadına da 100 sopa vurun.”Bu meali okuyan,bu ayete göre hareket edemez.Bundan haberi olmayan ve ayeti uygulayacağım diyen birisi olsa ne olurdu ?
…………………………

Bazı ayetlerin arasında çelişki gibi görünen sözde zıtlıklar olabilir ki bunlar aslında zıtlık değildir.Sırf bu konuyu inceleyen bir usulü tefsir bölümü vardır ki buna da müşkilul ayat adı verilmektedir.Ayetler çelişkili demektense bu ilme başvurmak doğru olandır.İki örnekle inceleyelim ;

“Ey Muhammed! Bil ki, Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendi günahın için, hem de mümin erkekler ve mümin kadınlar için Allah’tan bağışlanma dile. Allah, sizin gezip dolaştığınız yeri de duracağınız yeri de bilir.”(Muhammed : 19)

Bu âyete göre peygamberimizin,müminlerin bağışlanması için Allah’a dua etmesi istenmektedir.

“Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez.”(Müddessir : 48)

Bu âyete göreyse ne kadar da dua etsen,bağışlanmalarını dilesen yani şefaat etmeye çalışsan da,bu gayretin boş bir fiildir.
İkinci âyet,birinci âyeti anlamsız kılar gibidir çünkü aralarında zıtlık gibi görünen bir durum söz konusudur.Akla direk şöyle gelmektedir : madem ki bağışlanmaları için yapılan çalışmalar bir başka deyişle şefaat girişimi fayda vermeyecek o zaman neden birinci âyette bu istenmiştir? Müfessirler direk şöyle açıklamaktadır : birinci âyette müminler,ikinci âyette mümin olmayanlar kast edildiğinden bir zıtlık yoktur.

Kur’an’ın sübutu, yani aslına uygun olarak bizlere ulaştığı kesindir çünkü bizlere tevatür yoluyla nakledilmiştir. Fakat Kur’an’ın hükümlere delaleti kimi zaman katî, kimi zaman zannî olabilir.Bu durum,lafızların birden fazla manaya açık olup olmamasına göre değişir.Misal : ’’Boşanmış kadınlar kendi baslarına (evlenmeden) üç kuru beklerler.” (Bakara 2/228.) Ayette geçen ’’ kuru’’ lafzı hem adet hem de temizlik dönemini kapsayan bir manaya gelir.Dolayısı ile bu kelimenin delaleti zanni olur.Konumuzda geçen ayetlerin konumuza delaleti acaba kat’i mi yoksa zanni mi ?

Hadis konusuna bir soru ile girelim :

’’Fıtır sadakası hakkında ayet bulamadım , öyle ise bu sadaka yoktur,uydurulmuştur.’’ denilebilir mi ?

Cevap : ’’…Peygamber tarafından yapılan sünnet,vahiydir.Lafzı peygamberden , manası Allah katındandır çünkü Allah ’O , arzusuna göre konuşmaz.Sözü ancak vahiydir.’(Necm:3-4)buyurmuştur…’’Kaynak : Prof.Dr.Muhammed Ali Sabuni,el Tibyan fi ulumil Kur’an,s.46,Alemül kütüb,1.Baskı,Beyrut (Yazar,2009 yılında yılın ilim adamı seçildi.Bu kitap Hadis üzerine Y.Lisans yapan OMÜ öğrencilerine okutulmaktadır.)

Hadisin bir vahiy türü olduğunu yani Allah’tan geldiğini hem ayet hem de alimler ile takviye ettikten sonra hadislerin sıhhati konusuna gelelim.Bir hadisin sıhhatini nasıl tespit ederiz ?Bu soru tıpkı ’’Google nasıl hacklenir?’’ demek gibidir.Yani öğrenmesi yıllarınızı alabilir hatta uğraşmanıza rağmen bu ilme vakıf olamayabilirsiniz.İlminiz yetmiyorsa hazıra konabilirsiniz (lamerlik sadece hackte mi ?) Bu alanda yazılmış Türkçe kitaplar mevcuttur.Ya da gider falanca siteden kopyala yapıştır yaparak bir yazı hazırlayabilirsiniz.Dikkat!Birisi çıkıp (örneğin ben) kaynakçanızda geçen kitabın sayfa numarasının tutmadığını söyleyebilir.Zor durumda kalmamak için bu yöntemi kullanmanız önerilmez.
……………………….
Hadiste nesh :

نَهَيْتُكُمْ عَنْ زِيَارَةِ الْقُبُورِ فَزُورُوهَا

“Size kabirleri ziyaret etmeyi yasaklamıştım. Artık onları ziyaret edebilirsiniz”. Kaynak : Müslim,Kitabul cenaiz,1629 numaralı hadis.

Hadiste nesh olduğu bizzat hadis ile sabittir.Bu alanda pek çok örnek verilebilir.Daha geniş bilgi için bakınız :
1-Nasihul hadis ve mensuhuhu,İbn Şahin,Kütübül ilmiyye,Beyrut,tek cilt
2-El itibar finnasihi vel mensuh minel asar,Muhammed bin musa el hazimi,yayın evi : ibn hazm,Beyrut,iki cilt.

…………………………
Bir de hadislerin türü vardır.Kaynak açısından başka , sıhhat açısından başka türlere ayrılır.Kaynak açısından hadisi kutsi , merfu , mevkuf , maktu’ olarak ayırabiliriz.

Ebu hanife’ye isnad edilen bir söz vardır : “Resulullah’tan gelen hadisler (merfu hadisler) başımız gözümüz üzerinde yeri vardır.Sahabe hadislerinde (mevkuf) ise biz (fakihler) birini seçmekte özgürüz.Tabiine ait hadislere (maktu’) gelince biz de adam onlar da adam.”Kaynak : el Medhal sünen-i kübra,sayfa 111 ; Serahsi , el Mebsut , 11,3 ; Siyeru alamu nubela 6,401;el Takrir vel Tahrir 2,415

Burada önemli olan şey , bir tarih kitabı okuyup falanca sahabi (sahabe çoğuldur) şöyle yapmış doğrusu budur,diyerek hareket edenler oluyor ki bu hatadır.Sahabenin davranışları arasında, fakihler tercih yapmaktadır.Bundan dolayı falanca mezhepte ,falanca sahibinin eylemine aykırı bir şeyler görebilirsiniz bu durum o mezhebin yanlış yolda olduğunu göstermez.Başka bir sahabiyi baz almış olabilirler.
…………………………………….

Hadisleri kavrayış : Şimdi çoğunluk ’’Ben doğru kavrarım.’’ diyecektir.Kavrayışın da temeli olmalıdır.Hadiste doğru kavrayış daha çok vurudul hadis ’’Hadislerin var oluş (sebeplerine)’’ bağlıdır.Örnek :’’Her kim kasten namazı terk ederse muhakkak kafir olmuştur.’’ hadisini doğru kavramak önemlidir.Bu hadiste tanıdığım bir imam – hatip hata etti , hem de merkez camisi imamıydı.Hikaye komik …

Kaynak : Ahmet Davutoğlu,Mülteka tercümesi-şerh-i mevkufat,Cilt 1,s.257,Sağlam yayın evi,İstanbul

Hadis , Kur’an’da olmayan bir şey söyleyebilir mi ?

âmmın tahsisi denilen bir madde vardır.Bu madde hakkında bilgi ;

Kaynak: OMÜ ilahiyat Fakültesi,Prof.Dr.Muhsin KOÇAK,Usulu fıkıh,sayfa,11

’’Hadisler aynı zamanda Kur’an’da yer almayan bir çok meseleye açıklık getirmiş,bu konulardaki uygulama şeklini göstermiştir.Mesela ;
*Bir kadının adet halinde kılamadığı namazları kaza etmeyeceği,
*Bir erkeğin hanımının üzerine onun teyzesi ve halasıyla evlenemeyeceği ,
*Nesep yakınlığı dolayısıyla evlenilmesi haram olan kimselerle süt yakınlığı sebebiyle de evlenmenin haram olduğu.
*Şüf’a hakkı ile ilgili hükümler,
*Nineye ve baba tarafından akrabaya düşecek miras gibi meseleler Hz.Peygamber tarafından halledilmiştir…. ’’
Kaynak : Prof.Dr.Nihat DALGIN-Doç.Dr.Yunus Macit , Kültürümüzü Şekillendiren Hadisler,s.25-26,Etüt yayınları,2.Basım , 2007-İstanbul

Bir yanıt bırakın

Yorum yapmak için giriş yapmış olmalısınız.